“Yapacağım” ÖLDÜ, “Yapıyor Olacağım” DOĞDU: Kurumsal Türkçe’nin Tuhaf Evrimi

Düşünün bir toplantıdasınız, ekip arkadaşınıza bir görev veriliyor ve dönüp şunu söylüyor:

Bu raporu Cuma’ya kadar hazırlıyor olacağım.

İçinizden bir ses “Neeeee? Hazırlıyor olacak mısın, hazırlayacak mısın?” diyor soruyor ama siz kibarca gülümseyip geçiyorsunuz. Çünkü artık bu cümle kalıbını bir çok yerde duyuyorsunuz. Toplantılarda, e-postalarda, Teams mesajlarında hatta televizyondaki programlarda.

Peki bu kullanım nereden geldi? Neden bu kadar yaygınlaştı? Ve en önemlisi, Türkçe açısından doğru mu ?

Türkçe’de “Yapıyor Olacağım” Ne Anlama Gelir?

Türkçe’de bu yapı aslında “gelecekte sürmekte olan bir eylemi” anlatmak için kullanılır. 1 Dilbilimciler buna “gelecekte süregelen zaman” (future continuous) diyor.

Bazı doğru kullanım örnekleri şunlardır:

  • “Sen geldiğinde ben uyuyor olacağım.” ✅
    (Sen gelme eylemini gerçekleştirirken, uyuma eylemi hâlâ sürmekte olacak.)
  • “Saat 3’te toplantıda olacağım” ✅ → Bunu “toplantıda bulunuyor olacağım” yapmak zorunda değilsiniz.
  • “Raporu Cuma’ya kadar hazırlayacağım.” ✅ → “Hazırlıyor olacağım” değil.

Kısaca bu yapının Türkçe’de meşru bir yeri var fakat bu kullanım alanı çok dar ve kurumsal hayatta kullanıldığı bağlamların büyük çoğunluğuna uymuyor.

Peki nereden geliyor bu kullanım ?

Cevap büyük ihtimalle masanın karşı tarafında: İngilizce

İngilizce’de olan “I will be doing” yapısının (future continuous) oldukça yaygın olduğunu biliyoruz ve Türkçe’deki gibi yalnızca “o an sürmekte olan eylem” için değil, çok daha geniş bağlamlarda kullanılıyor.

İngilizceTürkçe KarşılığıKurumsal “Çeviri”
I will be handling this.Bununla ben ilgileneceğim.Bununla ben ilgileniyor olacağım. ❌
I will be sending the report.Raporu ben göndereceğim.Raporu ben gönderiyor olacağım. ❌
I will be joining the call.Görüşmeye katılacağım.Görüşmeye katılıyor olacağım. ❌

Toplantılarında, e-postalarında kısacası iş ortamında İngilizce’yi yoğun olarak kullanan çalışanlar, sonrasında Türkçe’ye dönmeye çalışırken, farkında olmadan İngilizce’nin cümle yapısını Türkçe’ye taşıyorlar. Farklı dillerdeki araştırmalarda bu olguyu destekliyor2.

Bu olguya dilbilimde “sözdizimsel transfer” (syntactic transfer) veya daha geniş anlamda “dillerarası etki” (cross-linguistic influence) deniyor3 4.

Neden Bu Kadar Hızlı Yayıldı?

Dil sosyolojisi açısından bakıldığında birkaç faktör var:

Neden bu kadar hızlı yayıldı ?

  • Belirsizlik Kalkanı
    • “Yapacağım” net bir taahhüttür. “Yapıyor olacağım” ise garip bir şekilde daha muğlak, daha “süreçsel” hissettiriyor. Kurumsal hayatta insanların taahhüt vermekten kaçındığı görünüyor, bu durum bu kalıbın neden tercih edildiğini açıklıyor bizlere5.
  • Kimse İtiraz Etmiyor
    • Toplantıda “Aslında ‘yapacağım’ demek daha doğru” diyebilmek için hem dilbilgisi bilgisi hem de psikolojik güvenlik gerekiyor. İnsanların yanlış anlaşılabilme korkusuyla bunu yapmadığı düşünülüyor.
  • Prestij Etkisi
    • Kurumsal ortamda İngilizce’ye yakın konuşmak, bilinçsizce “profesyonel” olarak algılanıyor. Bu yapı da o prestijin bir yansıması haline gelebiliyor.
  • Rol Model Etkisi
    • İnsanların kendilerine rol model olarak aldığı kişilerin bu yapıyı kullanması, “ben de kullanabilirim” düşüncesinin içselleştirilmesine sebep oluyor.

Bu Neden Önemli?

Şimdi bu yazıyı okuyunca kendi kendinize “Ne fark eder, anlaşılıyor ya işte?” diyebilirsiniz. Haklısınız iletişim anlamında bir sorun yokmuş gibi hissetirebilir size. Fakat burada birkaç önemli nokta var:

  • Netlik kaybı:Yapıyor olacağım” cümlesi, eylemin ne zaman başlayacağını belirsizleştirebilir.
  • Dil erozyonu: Bir dildeki yapılar yavaş yavaş başka bir dilin kalıplarıyla yer değiştirdiğinde, o dilin özgün ifade zenginliği azalır.
  • Farkındalık: Konuştuğumuz dile dikkat etmek, düşüncelerimize dikkat etmektir. Muğlak dil, muğlak düşünceyi besler.

Sonuç olarak baktığımızda, diller yaşayan varlıklardır. Değişirler, evrilirler. Bu kaçınılmazdır ve her zaman kötü değildir. Ama her değişimin farkında olmak, o değişimi bilinçli yaşamak demektir.

“Bir milleti ayakta tutan dildir. Dil giderse millet gider.

Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu

Bir dahaki toplantınızda kendinizi “yapıyor olacağım” derken yakalarsanız, bir an durun ve şunu sorun:

“Ben burada gerçekten ne söylemek istiyorum?”

Büyük ihtimalle cevap çok daha sade ve çok daha güçlü olacak:

Yapacağım.

Yazıyı eğer bu noktaya kadar gelip okuyabildiyseniz teşekkür ederim.

Yaşasın TÜRKÇE!

Şimal Yüksel

Kaynaklar:

  1.  Türk Dil Kurumu, Türkçe Dilbilgisi ve Yazım Kurallarıtdk.gov.tr ↩︎
  2. Language in Society, Cambridge University Press — “English as a Lingua Franca in the Workplace” üzerine araştırmalar, cambridge.org/core/journals/language-in-society ↩︎
  3. Lado, R. (1957). Linguistics Across Cultures. University of Michigan Press. ↩︎
  4. Cambridge University Press, Contact Linguistics: Structural Borrowing and Calquing in Bilingual Communitiescambridge.org ↩︎
  5. Cutting, J. (2006). “Vague Language in Business Communication.” Journal of Applied Linguistics, Taylor & Francis. tandfonline.com ↩︎